Organik hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Organik hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2016 Çarşamba

Ekşi Maya

Ekşi Maya Nedir? Neden Gereklidir?

Daha önce size evde yapacağınız ekmek tarifi yazmıştım. Onu yazarken size ekşi maya tarifini de yazmak istiyordum. Geçenlerde doğal mayanın sağlığa faydalarını okurken bunu bu haftada ki yazımda sizlere anlatmak istedim.
İlk olarak şunu belirtmek isterim ki, Ekşi mayamı yapıp, onunla pişirdiğim ekmeğimi yemeden önce ''Amannn ekmeği zaten kendim pişiriyorum, bir de mayasınla mı uğraşacağım? Hem kuru maya ile ne fark olabilir ki?'' diye düşündüğümü itiraf edeceğim. Daha sonra eski bir arkadaşım ile konuşurken ekşi maya denediğini fakat olmadığını söyledi. Benim de uzun süredir hep aklımdaydı ve ekşi maya yapmanın zamanı geldi diye kollarımı sıvadım girdim mutfağa :)  5 günün sonunda ekşi maya ile yaptığım ekmeğimi yediğim zaman amaan ne uğraşacağım dediğime de bin pişman oldum. İlk önce şunu söylemek istiyorum ekşi maya yapmak zor değilmiş. Sadece zaman çok önemli. Ekşi maya zor diye tedirginlik varsa hiç öyle düşünmeyin.  (Bununla ilgili detayları aşağıda yazacağım.)
Ama kuru maya ile kendi ekşi mayanız arasında ki fark gerçekten çok. Bunu ekmeğimi yediğim ilk anda bile fark ettim. Sadece tat, lezzet değil. Ekmeği sindirmek daha kolay, şişlik yapmıyor, daha çabuk doyuyorum ve tok tutuyor. Bunlar sadece benim ilk anda hissetiklerimdi. Ve belirtmek istediğim bir diğer noktada ben bazı günler organikçiden ekşi mayalı ekmek alıyordum. Onun ile bile kendi evimde yaptığım maya arasında ciddi farklılıklar var.

Ben size ilk neden ekşi maya onu anlat istiyorum. İlk olarak;

Maya; tek hücreli bir mikroorganizmadır. Bir çeşit mantardır ve pek çok çeşidi bulunur.  Başta ekmek olmak üzere çeşitli unlu mamullerin, şarap ve şarap gibi içkilerin üretiminde kullanılır. Yani maya bir canlıdır ve insan sağlı için aslında çok faydalı ve yararlıdır. 

Ama mayayı tabiki endüstriyel olanını da alabilirsiniz. Marketlerde kuru maya veya yaş mayada vardır ama sizin evinizde yapacağınız yaş mayada katkı maddesi olmayacak. Un, su, tuz. 3 malzeme. Bu 3 maddeyi karıştırıp belirli bir süre ( bunu ekşi maya nasıl yapılır yazısında anlayacağım) Yaşan bir maya elde ediyorsunuz. Kendine has ekşiliği, tadı ve yapısı olan bir maya ve bunu ekmek ve diğer hamur işlerinizde kullanıyorsunuz.  


Peki bunun size faydası ne? Ekşi Maya neye yarıyor? 
  • Ekşi Maya ile yaptığınız ekmeğiniz kolay sindirilir, şişkinlik yapmaz. 
  • Ekşi Mayada pek çok aktif bakteri, mantar  kültürleri mevcuttur. Bu yüzden daha çok probiyotiktir. Yani yaşayan bir ekmektir.
  •  Peki bu Probiyotik nedir? derseniz; sindirim sisteminde belirli sayıda bulunan ve tüketildiğinde bireyin bağırsaklarındaki bakterilerin sayıca dengesini sağlayarak sindirim sistemi ve bağırsak sağlığını koruyan canlı mikroorganizmalar ve/veya bileşenleri tanımlamaktadır.
  • Ekşi maya, içerdiği yararlı bakteriler sayesinde sindirim sisteminizi düzenler. Özellikle hassas bağırsak sendromu şikayetlerini azaltır. 
  • Yine Probiyotik özelliği sayesinde hastalıkları önleyici etkiye sahiptir. 
  • Ekşi mayalı ekmeğinizi az yer ve  en güzeli doyarsınız. Kan şekerinizi hızla yükseltmez ve daha da güzeli uzun süre tok tutar. Kilo vermek isteyenlere duyurulur. 
  • Kendine has tadı ve kokusu vardır. Doğaldır. Ekşi mayayı siz yaptığınız için, içinde ne var bilirsiniz. Katkı maddesi, korucu madde yoktur. Doğaldır canlıdır. yaşar ve sizin sağlığınıza sağlık katmak için yaşar. 
  • Ekşi Mayalı ekmeğiniz geç bayatlar, lezzetlidir. İçinde bol çeşit ve mantar vardır ve bunlar lezzetini artırır. Ayrıca mayanız yıllandıkça ekmeğiniz daha da uzun zaman taze kalacaktır. 
  • Yıllanmış mayanın içinde bakteri çok ve mantar bakımından zengin maya olduğu için ekmeğiniz çok daha lezzetli olacaktır. 
  • Besleyicidir. B vitamini bakımından zengindir. B12 vitaminini artırır. 
  • Ekşi maya bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Ayrıca son zamanlarda yapılan araştırmalarda kanseri önlemede yardımcı olduğu tespit edilmiş. 
  • Diğer mayalara alerjisi olandan bile güvenle tüketebilir. Ekşi maya alerji yapmaz. 
  • Diyet yapıyorsanız ekşi maya ile yaptığınız bir dilim ekmeğin size faydası olacak. Yukarıda yazdığım gibi kan şekerinizi hızla yükseltmez, Az ekmekle doyar ve uzun süre sizi tok kalırsınız. 
  • Ekşi maya hiç bitmez. Her yapışta ayırdığınız için devamlılığı vardır. En önemlisi her seferinde daha da olgunlaşır ve lezzetlendir.  
Ekşi Maya yapımı için zor derlerdi. Zor değilmiş; sadece 5 gün boyunca sadece az bir sürenizi ona ayırmanız gerekiyormuş. Daha sonra da haftada en az 1 kez ekmek yapmanız lazım veya ben bu hafta ekmek yapmayacağım derseniz onu su ve un ile beslemeniz lazım. Sonuçta oda canlı ama sizin sağlığınıza sağlık katmak için var. Ve bence bu kadar emeği fazlasıyla hak ediyor:
Ekşi maya ile yapacağınız ekmekler sizin hayatınıza hem sağlık, hem de lezzet katacak.

Hadi şimdi  ekşi mayamızı hazırlayalım <devam>




Ekşi Mayalı Ekmek


Ekşi Mayalı Ekmek



 
                            Tam Buğday Unu İle Yapılmış                Siyez Unu İle Yapılmış 
                                  Ekşi Mayalı Ekmek                            Ekşi Mayalı Ekmek 
  

Ekşi mayanız ile ekmek yapmak çok kolay. İlk olarak önceden hazırladığınız mayanızı tekrardan kullanmak için hazırlamayı unutmayın.  Ekşi mayanızı tekrardan hazırlamak için devam 

Ekmeğiniz için mazemeler
4 su bardağı organic tam buğday unu (İsterseniz Siyez unuda kullanabilirsiniz yada çavdar yarım yarım da koyabilirsiniz. 2 bardak buğday unu 2 bardak çavdar. Tercih size kalmıştır. )
1.5 su bardağı ekşi maya (Ekşi maya tarifi için devam)
2 su bardağı ılık su
1 çorba kaşığı kaya tuzu
1 tatlı kalığı pekmez veya bal

Bütün malzemeleri derin bir kaba koyup yavaş yavaş karıştırarak yoğurabilirsiniz. Ama ben unumu koyuyorum ortasını açıp içine mayamı tuzumu ve pekmez veya balımı koyuyorum ve ılık suyu yavaş yavaş ekleyerek bir yandan da karıştırıyorum. 10 dakika hamurumu güzelce yoğuruyorum. Hamurunuzun elinize yapışmamsı için eliniz ara sıra ıslatın. Bunu ben yanıma bir kap alıp içine içme suyu koyarak yapıyorum.

Hamurunuzu güzelce yoğurduktan sonar ekmek kalıbına koyun.Dilerseniz kalıbın içine yağlı kağıtta koyabilirsiniz. Bir de daha önce ki ekmek tarifimde dediğim gibi ince dikdörtgen bir kap  kullanıyorum. Veya kek kalıbında da güzel oluyor. Çok kalın döktüğümde içi tam istediğim gibi pişmediğim için bir kek kalıbı kullanıyorsam yarısına kadar koyuyorum.
Yalnız hamurunuzdan bir sonra ki ekmek için bir çay bardağı hamur alıp ayırmayı unutmayın. Ayırdığınız bu hamuru nasıl saklayacağınızı aşağıda yazacağım. 

Hamurunuzu kalıba döktükten sonar üstünü ıslak elle düzeltiyorum. Üzerini pamuklu bezle kapatıp bekliyorum. Ilık bir yere koyarsanız hamurunuz daha güzel kabaracaktır. Çok sıcak bir günde güneş ışığı değil ama sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinde akşam güneşi olabilir yada peteğin yakınına koyabilirsiniz.
Hamurunuzun kabarması evin sıcaklığına bağlı 4 saat sürebilir. Daha da uzun sürebilir. Ben bazen sabah hazırlıyorum akşam eve geldiğimde fırına veriyorum. Veya akşam hazırlayıp sabah fırına veriyorum. 

Fırınızı önceden 200 (turbo 180) derecede ısıtın. İçine de su dolu metal bir kap koyun. Ekmeğinizi fırına koymadan önce de üzerine elinizle su serpin. Ekmeğinizi fırının alttan ikinci rafına yerleştirin. 10 dakika sonra fırın ısısını 180 (turbo 160) dereceye düşürün. 40-50 dakika pişirin.
Daha önce de söylemiştim süre fırından fırına değişiyor. Bu sebepten ekmeğinizin piştiğini en iyi siz anlayacaksınız. Ekmeğinizin üzerine vurduğunuzda tok bir ses geliyorsa pişmiştir. Bir bıçak yardım ile de anlayabilirisiniz.  Bıcağınızı batırıp çıkardığınızda ucu yapış yapış hamur olmuyorsa pişmiştir. Bazen ufak bir parça keserekte baktığım oluyor.

Ekmeğiniz piştikten sonra kalıptan çıkarıp hava alabileceği bir yerde ılınmaya bırakın. Pamuklu beze sararak muhafaza edebilirsin.


Artık Ekşi Mayalı ekmeğinizin afiyetle yiyebilirsiniz.

Ayırdığınız hamuru bir sonra ki ekmek için saklamadan önce beslemeniz gerekiyor. Ekşi Mayanızı Saklamadan önce yapamanız gerekenler devam 



Ekşi Maya (Ekşi Hamur ) Nasıl Hazırlanır?

Ekşi Maya (Ekşi Hamur ) Nasıl Hazırlanır?

Organik tam buğday unu, içime suyu ve tuzunuz varsa mayanızı yapmaya başlayabilirsiniz. Bunların yanında bir de genişçe bir çanak, tahta kaşık  ve pamuklu bir beze ihtiyacınız olacak.

Ekşi Mayanın yapılışı;


1.Gün:

1 su bardağı organik tam buğday unu
1 çay bardağı içme suyu
1 tutam kaya tuzunu cam kasenin içinde eliniz veya tahta bir kaşıkla karıştırın.

Üstüne tülbent örtüp( pamuklu bir bez) 2 gün oda sıcaklığında bekletin. 

----------------------------------------------------------------------------------------------


3. Günde hamurunuza baktığınız zaman
 hamurunuz bu şekilde görünecektir. 


3. Gün:
Hamurdan hafif ekşimsi bir koku gelmeye başlar. Hamurun üstü çatlar ve hafif bir sertlik olur. Çanağın altından baktığınız zaman küçük hava kabarcıklarının oluştuğunu göreceksiniz.
Bu hamurun üzerine;
1 su bardağı un
1 çay bardağı su ekkleyerek tekrar yoğurun. (veya kaşıkla güzelce karıştırın)
Üstü örtülerek 1 gün dinlendirin.


----------------------------------------------------------------------------------------------




4. Gün hamurunuz bu şekilde görünecektir. Çanağın altına baktığınız zaman küçük hava kabarcıkları daha belirgin olduğunu göreceksiniz. 



4. Gün: 
Hamurunuzun kokusu biraz daha ekşimtrak kokar. Hamurun kabarmış olduğunu göreceksiniz. Hava kabarcıkları çok daha belirgindir.
Bu hamurunuzun üzerine;
2 su bardağı un
2 çay bardağı su ekleyerek tekrar yoğurun veya tahta kaşığınız ile karıştırın.
Üstünü tekrar örterek 1 gün daha bekleyin.



----------------------------------------------------------------------------------------------

5. Gün hamurunuza baktığınız zaman  daha çok kabarcıkları göreceksiniz. 




5. Gün:
Ekşi mayanız artık hazır.  Daha çok kabarmıştır ve bir sürü hava kabarcığı görüceksiniz. Çok tatlı bir ekşi kokusu vardır.
Artık bu ekşi mayanız ile dilediğiniz ekmeği veya hamur işini hazırlayabilirsiniz.
Yalnız önemli bir nokta mayanız güzel bir ekşimtrak kokusu olmalıdır. Bozuk yiyecek gibi kötü kokuyorsa veya üzerinde değişik renkte küf oluşmuşsa atmanız gerekiyor. Ağır, kötü kokması zararlı bakterilerin ürediğini gösterir.

Bir sonraki ekmeğiniz için 1 çay bardağı saklamayı unutmayın.


Ekşi maya hazırlamak çok kolay. 
Sadece dikkat edeceğiniz belli başlı önemli noktalar var. 


  • İlk olarak ununuzun organik olması lazım, 
  • Bir diğer konu koyacağınız suyun, içme suyu olması lazım, Klorlu su iyi gelmez. Kullandığınız su sıcak olmasın, sıcak su mayayı öldürür. Parmak yakmayacak kadar ılık olması en iyisidir.
  • Bir de evin sıçaklığı da mayalanma sürecinde önemli. Sıcaklığın 18-22 derecede olması tavsiye ediliyor. Çok sıcakta bekletmeyin. Hamurun çok fazla ekşimesine hatta bozulmasına sebep olabilir. Eğer aşırı sıcakta yapıyorsanız daha uzun sürede olgunlaşsa da, buzdolanında dahi bekletebilirisniz
  • Sadece yerli buğdaydan öğütülmüş organik un kullanın. Hibrit buğdaydan öğütülmüş olan unlar kuvvetli değildir. Unun içine ağırtıcı, bozulmasını önleyici vs kimyasal malzeme girmemiş olmalıdır. Bunun için organik un kullanmanızı öneriyorum.

Ekşi Maya Nasıl Saklanır?
Bir sonar ki ekmeğiniz için ayırdığınız ekşi mayanızı nasıl saklayacaksınız.
Yazının Devamı İçin

Önceden hazırladığınız ve sakladığınız Ekşi Maya ile Yeniden Ekmek Yapmadan önce mayanızı tekrar beslemeniz gerekiyor. Bunun için yapmanız gerekenler
Yazının Devamı İçin




Ekşi Maya Nasıl Saklanır?


Ekşi Maya Nasıl Saklanır?





Bir sonar ki ekmeğiniz için ayırdığınız ekşi mayanızı nasıl saklayacaksınız.

Ekmeğinizden arta kalan ekşi mayanın üzerine;
1 çay bardağı organik tam buğday unu,
 yarım çay bardağı içme suyu ilave edin. Yoğurun veya tahta kaşık ile karıştırın.
Bunu bir cam kavanoza koyun. Hiç bekletmeden kapağını kapatın ve buzdolabına kaldırın.
Burada önemli olan çevirmeli kapaklı kavanozları kullanmayın çünkü içinde basınç olacak ve kapağı fırlatıp atabilir. Onun için geçmeli kapaklar kullanmanızda fayda var. 

Eğer daha yeni hazırladıysanız 3 günde bir beslemeniz gerekli. 1 yaşından daha büyük ekşi mayalar için haftada bir yeterlidir. Beslemeden 4 saat önce buzdolabından çıkarın. 4 saat sonra kendisinin 2 katı kadar tam buğday unu ve kendisinin iki katı kadar su ile yoğurup tekrardan buzdolabında saklayın. (Ekşi mayadan beslemeniz için aldığınız miktardan geriye kalanı ya ekmek için kullanın yada atın. ) Mesela 50 gram ekşi mayanızdan alın 100 gram tam buğday unu, 100 ml su koyun.


Eğer ekşi mayanız bozulmuş yiyecek gibi kötü kokmaya başlarsa, üzerinde beyaz veya renkli küfler oluşursa bozulmuş olabilir. Bu durumda bu mayayı atıp tekrardan yenisini yapmak en iyisidir. Eğer 4 saat bekledikten sonra üzerinde su varsa mayanız acıkmış demektir. Bir süre daha sık besleyin.

4 Ekim 2016 Salı

Önceden hazırladığınız ve sakladığınız Ekşi Mayanız ile Ekmek Yaparken

Önceden hazırladığınız ve sakladığınız Ekşi Mayanız ile Ekmek Yapmadan önce ekşi mayanızı tekrardan beslemeniz gerekiyor;

Mayayı bir kez hazırladıktan sonra diğer ekmekler için kullanmak çok kolay. Buzdolabından çıkardıktan sonra ekşi mayanızı bir hamura katmadan önce iki defa un ve su ile mayanızı beslemenizde fayda var.

Cam kavanozda beklettiğiniz hamuru geniş bir cam çanağa alın. Üzerine:
1 çay bardağı organik tam buğday unu,
yarım çay bardağı içme suyu ekleyin ve yoğurun. 
Üzerini nemli bir bezle örtüp ılık bir yerde 4 saat dinlendirin. 

Daha sonra tekrardan 1 çay bardağı organik tam buğday unu ve yarım çay bardağı su ekleyip tekrardan yoğurup yine 4 saat üzeri nemli bir bez ile örterek bekleyin. 
Şimdi ekşi mayanızı dilediğiniz hamura katabilirsiniz.

Şimdi Ekşi Mayanız ile Ekmek Yapabilirisiniz.
Ekşi Mayalı Ekmek Tarifi  Devam




30 Ağustos 2016 Salı

Şekersiz Tatlı - Atom Kurabiyesi

Bu hafta biraz şekersiz tatlılardan devam edeyim dedim:) Sanırım soğuyan hava ile tekrardan tatlı yemek istediği bende başladı. Bir önceki yazımda dediğim gibi, tatlınız şeker ve beyaz unsuz oldu mu o zaman insanın korkacak bir şeyi kalmıyor. Hatta bazen verdiği mutluluk ile de faydasının bile olduğunu düşünüyorum. Bir önce ki yazımda çok olumlu yorumlar geldi, mutlu oldum. Deneyenler olmuş ve çokta beğenmişler. Bugün mutfakta kurabiye yaparken dedim bu haftada bu şekersiz tatlılara yeni bir yazı daha ekleyeyim.

İlk olarak başlamadan önce evde var mı diye bakmanız gerecek malzemeleri yazıyorum;
  • Tam buğday unu, 
  • Yoğurt, 
  • Yumurta, 
  • Kabartma tozu(bunun yerine karbonat öneririm), 
  • Sirke, 
  • Tereyağ, 
  • Zeytinyağ, 
  • Elma, 
  • İncir, 
  • Kayısı, 
  • Tarçın, 
  • Ceviz, 
  • Hurma suyu, 
  • Pekmez


Burada bir içi için hazırlayacağınız malzemeler olacak bir de hamur. İlk hamuru hazırlayın çünkü içini yaparken hamur bekler kabarır.



Hamur Malzemeri;

Bir kabın içine 100 gram Tereyağ ( Benim aldığım organik tereyağ 200 gram bunun yarısını kullanmak bana acıkça biraz fazla geliyor ben 4/1 koyuyorum ama tereyağ lezzet demek, onun için seçimi size  bırakıyorum.)
Çay bardağı zeytinyağı
3 çorba kaşığı yoğurt
1 yumurta sarısı, beyazını sonra üstüne sürmek üzere kenara ayırın.
Sarısını hamura ekleyin.
1 tatlı kaşığı sirke
1 kabartma tozu ( çay kaşığı karbonat kullanabilirsiniz kabartma tozu yerine.)
ve alabildiğince un.

Bütün bunları güzelce karıştırıp hamuru yoğuruyorsunuz. Çok fazla un kullanmayın. çok sert olmasın hamur. Bunu hazırlayıp sıcak bir yere üstünü bezle örtüp koyun. Yaz ayı ise güneşe, kış ise kaloriferin üstüne.

İç Malzemeri;

İki adet elma
2 adet incir
2 adet kayısı
istenildiği kadar ceviz (Cevizi buzdolabı poşetine koyup katı bir cisimle ufak parçalar haline getirin)

Hazırlanışı;

iki tane elmayı güzel bir şekilde rendeleyip tavaya koyun.
1 tatlı kaşığı tarçın ekleyip kısık ateşte 5-6 dk pişirin.
Üstüne 1 çay bardağı (büyük) hurma suyu eklenip pişirmeye devam ediniz. (elma konsantresi de kullanabilirsiniz. Pekmez de dışına olduğu gibi içine de koyabilirsiniz ama pekmez kullanıldığında çok tatlı olmuyor. Eğer fazla tatlı sevmiyorsanız 1 bucuk çay bardağı pekmez de koyabilirsiniz.)
5-7 dk daha güzelce karıştırın. Elmalar güzelce hurma suyunu çekecektir.
 En son altını kapatıp isteğinize göre İncir Kayısı küçük küçük kesip, cevizi ile beraber karıştırın.

Fırın tepsinize yağlı kağıt koyun. Önceden hazırladığınız hamurda ceviz büyüklüğünde bir parça alıp, elinizle düz açıp içine bir kaşık elmalı iç malzemeden ekleyip kapatın. Yuvarlak toplar haline getirip tepsiye koyun. çok küçükte değil, çok büyükte değil. Çok küçük yaptım kuru kuru oluyor, iç az olduğu için de güzel olmuyor. Hepsini yapınca üstlerine yumurta sarısını sürüp 180 derece fırında pişiriyorum. Genelde 20-30 dakika arasında pişiyor ama bu pişme süresi daha öncede yazdığım gibi herkesin fırınına göre değişiyor. Onun için en iyi siz görerek anlayacaksınız. Üzeri hafif pembeleşince alıyorum. Çok kalınca kuru kuru oluyor. Onun için çok fırında tutmamanızı öneririm.

           
         



Bu Kurabiyede en lezzetli yanı hemen fırından çıkar çıkmaz üzerine pekmez dökmeniz. Her bir kurabiye için bir tatlı kaşığı pekmez döküyorum üzerine. Kendi sıcaklığı ile yavaş yavaş emiyor üzerine dökülen pekmezi. Yalnız üzerine yavaş yavaş dökerseniz bir yandan da emer.

Biraz soğuduktan sonra keyifle kurabiyeyi yiyebilirsiniz. Ben özellikle akşamüstünde kahve yanında 1 tane kurabiye keyfi yapmayı çok seviyorum:)
Şimdiden Afiyet olsun.


12 Ağustos 2016 Cuma

Saksıda hayat


Bir şeyler ekmek, dikmek güzel iş ama büyük emekmiş. Hani anneler der ya çocuklarına "tabağında yemek bırakma arkandan ağlar", benim annem biraz gerçekçi bir anneydi. Bunu demek yerine bunlar emekle yetiştiriliyor diye anlatmaya başlardı. Özellikle pirinç aklımdan hala çıkmaz.  Bu işler hiçte kolay olmuyormuş. Şimdi çok daha iyi anladım. Hele ki ilaç kullanmıyorsanız daha da zor oluyor. Mesela binbir emek ile diktiğiniz ve olsun da taze taze, ilaçsız ilaçsız yesek diye beklediğiniz marulların, böcekler tarafından size sorulmadan yenmesi hiçte güzel olmuyor:) Evet onlarında hakkı ama engel olmaya çalışmasak bize bırakmıyorlar. Organik tarım yapmanın zorluğu da burada başlıyor. İlaç atmasanız sebzeleri böcekler yiyor ve insanalar ne yazık ki kenarı böcekler tarafından yenmiş sebzeyi istemiyor ve verim daha da düşüyor çünkü bazen küçücük böcekler büyük hasar verebiliyor. Bu sefer ilaçlanıyor yenmesin diye. Kendi adıma biz böceklerin yediğini tercih ediyoruz. Bir de şöyle bir durum var GDO lu tohum olanları zaten böcek yemiyor. Çünkü GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar)  böceklere karşı dirençli hale getirilmiştir. Fakat ne yazık ki bu işlemler organizmalar üzerinde (tohumların veya yediğimiz besinlerin ) değişime uğratılmasının bize de zararları var. Yapılan deneylerde GDO ürünleri organ tahribatına, sindirim düzensizliklere, yaşlanma hızlanmasına ve kısırlığa neden olduğu tespit edilmiş. Yani anlayacağınız böcekler, kuşlar GDO'lu sebzeleri yemiyor çünkü sebebi var. Bizim neden hala sebebimiz yok? Ben ilk gördüğümde çok etkilenmiştim size de durumu özetlemek için bu fotoğrafı koyuyorum.


*GMO (Genetically Modified Organism) Yani Türkçesi GDO(Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) 
*Organic Türkçesi Organik
Solda ki fotoğrafta iki tane mısır koyuyorlar biri GDO'lu diğeri Organik. Sağ tarafta ki fotoğrafta görüldüğü gibi kuşlaar GDO mısırdan bir tatmışlar ve yememişler. Ama organik mısırı bitirmişler. 

Bakınız kuşun bile yemediği mısırı yemek zorunda bırakıyorlar bizi. Ne acı değil mi? Bence elmanız da kurt var diye artık üzülmeyin. Kurt yiyorsa demek ki güzel çünkü onların sistemleri bozulmadı. Biz bunlara o kadar çok maruz kaldık ki vücudumuz artık bizi uyarmayı bıraktı.

Organik tarımda verilen emeklere geri dönersek; Ektiklerimizi ilaçlama yapmayınca topraktan çıkan yabani otlar tam bir problem oluyor... Onları temizlemek başlı başına bir iş. Sebzenin büyümesi için su gerekiyor, eee sulanınca yabani otlarda büyüyor. Onlar büyüdüğünde sebze beslenemiyor. Onun için otları topluyorsunuz ama ama bitki yine su istiyor, siz su verdikçe yabani otlar yine çıkıyor. bu süreç hiç bitmiyor:) Bunun dışında mesela böcekler için yine doğal çözümler var ısırgan otunu toplayıp, suda bekletip, bu suyu ektiğiniz sebzelere sıkmak. (Ama yani otlarlar için tek çözüm el ile temizlemek. Allah'tan semizotu da yabani bir ot:) Yemeği ve salata olarak bizi mutlu ediyor:) ) Şimdi esas konu bu değil. Ben bunun zorluklarından değil keyifli yanlarından bugün size bahsetmek istiyorum.

Benim yerim yok, nasıl dikeyim diyenler için kolay basit olanını anlatmak istiyorum. Maydanozun ne kadar önemli olduğunu bir önce ki yazımda bahsettim. Gelecek yazımda kilo vermedeki etkisini de yazacağım. Onun için belki şimdiden yetiştirmek istersiniz:) Ben önceden yazayım.

Şimdi size nasıl dikeceğinizi, sulama yapacağınızı ve kendi ilaçsız maydanozu nasıl yetiştireceğinizi anlatacağım. Herkes bunu bilmek zorunda değil, ya da uzun zamandır aklınızda ve bir türlü başlayamamış olabilirsiniz Ya da hep istediniz ama nasıl dikileceğini bilmediğiniz için bir türlü yapamadınız. İşte tamam zamanı Basit bir şekilde saksıda dereotu ve maydanoz yetiştirmek için neler yapmalısınız;
Tohum çok önemli. Burada tohumun GDO olmaması lazım, hibrit tohumda olmamalı. Hibrit tohum yada GDO tohum bunları anlatmaya şimdi başlamayacağım, çok uzun olur:) İşin kısa özeti; En güzel tohum, en eski tohum. Dedenizden anneannenizden kalan tohumlar varsa onların kıymetini çok iyi bilin. Gözünüz gibi bakın.. Ekin, yetiştirin, yeniden tohum alın onlardan çünkü çok değerliler. Gelecekte bence tohum altından daha değerli olacak. Çocuklarımıza bırakacağımız en güzel miras tohum.

Maydanoz Ve Dereotu Tohumu Nasıl Ekilir?;

İlk ihtiyacınız olanları yazmak istiyorum. Maydanoz ve Dereotu Tohumunu bulduktan sonra torf toprağa ihtiyacınız olacak. Bir de normal toprağa. bunlar dışında sulamak için sulama bidonu da lazım olacak.Sulama bidonu yeniden alacaksanız plastik olanlarını almamanızı öneririm. Çünkü bunlar güneşte kalıyor ve plastik güneşte kalınca kanserojen madde veriyor. Eğer evde varsa o zaman güneşte durmamasına dikkat edin. Burada bir önemli nokta bu sulama bidonlarının delikleri fazla büyük olursa ilk ektiğiniz zaman toprağı kaldırıp tohuma zarar verebiliyor. Onun için alırken deliklerin küçük olmasına dikkat edebilirsiniz. Yada evde hazırda varsa ki bende durum buydu biz bu delikleri elektrik bandı ile kapattık. Şimdi daha az akıyor. Bir de elek ya da delikleri küçük bir süzgeç.

Kısaca özetlersem İhtiyacınız olanlar; Tohum, toprak, torflu toprak, sulama bidonu, Elek
Şimdi ihtiyacınız olanları yazdığımıza göre dikime geçebiliriz.

Şimdi dikime gelirsek;




  1. Saksının yarısından biraz fazlasına kadar güzelce toprak koyun. Toprağı güzelce sıkıştırın, elinizi üzerine bastırın veya küçük bir kürekle) Toprak çok kuru ise biraz sulama bidonu ile su koyun ama fazla değil hafif nemli olsun.










2. Sonra torflu toprağı alta ince bir katman olarak serpin ve onu da bastırıp düzleyin.










3. Sonra tohumları alıp üstüne serpin. Burada çok fazla tohum koymamanız lazım. Bunlar büyüyecek. Çok sık sık olursa büyüyemez. Sıkış sıkış olur yeterli güneş alamazlar onun için serpin güzelce.







4. Üzerinize süzgece koyduğunuz torf toprağı elekten geçirerek üzerine serpin. Bütün tohumlar Torflu toprak ile kapansın. Kalan büyük parçaları diğer saklarının çiçeklerinizin dibine koyabilirsiniz. Tamamen üstü kapanana kadar bu işlemi tekrarlayın.











5. Sonra bu toprağı da eliniz veya küçük bir kürek ile bastırın.







6. En son suyunu koyun. Su çok önemli ne çok fazla olup su içinde kalacak, nede kuru olacak. Bir de suyun çok gelip toprağı kaldırmamasına da dikkat edin.



7. Duracağı yer de önemli. Çok güneş altı olmasın gölge de olmasın. Yarı güneş yarı gölge olan yeri severler. Yada ben gölgede parmaklıklara astım. Gün içinde güneşe koyup daha sonra gölgeye alıyorum. Toprağının hiç kuru kalmaması lazım, tabi su içinde de olmaması lazım. Çok su verirseniz yine olmaz. Toprağı da hiç kup kuru bırakmamanız lazım. Her gün sulayın. Kontrol edin. İşe gidiyorsanız, sabaj bakın kurumuşsa sulayın, bir de işten gelince bakın kurumuşsa yine sulayın. Sıcak yaz günlerinde devamlı kontrol etmek lazım. 

Dereotu 4-5 gün içinde yavaş yavaş topraktan çıkmaya başlayacak. Maydanozlar biraz daha geç çıkıyor. olup toplayacak boyuta geldiğinde bir makasla keserseniz tekrardan uzayacaktır. Artık kahvaltılarınız için yada salatalarınıza kendi maydanozu, dereotunuzu keyifle saksınızdan koparıp yiyebilirsiniz.

İlerleyen günlerde burada büyüme fotoğraflarını da çekip sizinle paylaşacağım. Dilerseniz büyümesini de fotoğraflar ile takip edebilirsiniz.

Bu hafta sonu gelin sizde toprağın keyfine varın. Dikmesi ne kadar keyifliyse onun büyüdüğünü görmek bir o kadar daha keyifli olacak. Ama en güzeli sabahları gelip onu toplayıp taze taze yemek.
Bir sonra ki yazıda görüşmek üzere....

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Merhaba tekrardan,
Evet yeni yazımı yazmak için biraz zaman geçti ama ne zamandır aklımda olan ve istediğim konuyu yazmak için bugün bilgisayarımın başına geçtim. Çevremde sık sık duyduğum bir şikayeti ele almak istedim. Aslında bu konudan ben de sıkıntı yaşıyorum belli zamanlarda. Özellikle bu süreci çok daha rahat atlatmama yarayan ufak bitkisel çözümleri sizinle bu yazımda paylaşacağım.

Kum dökmek veya böbrek taşı bir çok insanın hayatını kabusa çeviren sağlık problemlerinden biri. Ben de, "acaba içimde inşaat çalışması var da, ben mi bilmiyorum? diye düşünürüm. Hafif bir sızı, yanma gibi şikayetlerde" başladı yine içimde ki inşaat diyorum. Ama taş çok büyük bir acı ve ızdırap olduğunu yaşayanlardan öğrendim. Kimse keşke yaşamasa böyle sıkıntılar ama bazı bünyelerin taş, kum yapmaya daha müsait olduğunu öğrendim. Bir kere şunu demeden geçemeyeceğim, sebzeleri çok güzel yıkayın. Ben bunu çok fazla yapmayan bir insandım, bir kaç kez sudan geçirirdim ya da dalından topladığım bir meyveyi yıkamazdım. İtiraf ediyorum dalından toplanan meyveye su deyince tadının bozulduğunu bile düşünürüm :) Ama üzerinde kalan kum, toprak size ağrı, sızı olarak geri döndüğünü öğrendim. En azıdan salatalarını kum kalmayacak kadar, gerekirse defalarca yıkayın. Bütün sebzelerinizi sabırla defalarca yıkayın. Bunu yapmamanız sonra size ağrı olarak geri dönebilir. Ama bu işlem sizi sebzelerden de soğutmasın çünkü yediklerimizin %70 aslında çiğ olması lazım bunun için size öğünlerinizde güzel bir salatayı tavsiye ediyorum. Bir de en çok yapılan hatalardan biri de sebzelerini suda bırakmak ya da sirkeli suda bekletmek. Bu sebzelerin vitaminini azaltıyormuş, bunu da yeri gelmişken eklemeden geçmedim. Güzel beyaz bir kap öneriyorum ve suda yıkayıp bu kabın dibinde kum kalmayıncaya kadar sebzeleri yıkayabilirsiniz.
Bunun dışında kum ve taş oluyorsa vücudunuzda sizinde su tüketiminize çok önem vermeniz lazım. Her sağlıklı insanın günde 3 litre su tüketmesi lazım. Eğer kum döküyorsanız buna da çok önem verin. Size küçük bir tavsiye idrarınızın rengi aslında size çok şey anlatıyor. Eğer sarı renkli ise o zaman su tüketiminiz az ve sadece kum ve taş için değil, bir çok şey için acil su tüketiminizi artırmalısınız. Ben susamıyorum demeyin. Suyu zaten susamadan içmelisiniz. Düzenli su tüketimine vücudumuzun ihtiyacı var hele ki terlemenin fazla olduğu şu sıcak günlerde.
Bir de hareket edin. Vücudunuzun hareket etmeye ihtiyacı var. Hiç bir spor yapamıyorsanız yemeklerden en az 1 saat sonra çıkıp yürüyün. Vücudumuzun gerçekten hareket etmeye de ihtiyacı var. Yaşamanız için nasıl uyumaya, yemeye ve içmeye ihtiyacı var, aslında hareket etmeyi de bunun içine eklemek lazım. En azından akşamları yürüyün. Bir yerde merdiven mi? Asansör mü ? sorunun cevabı her zaman merdiven olsun. İş çıkışları metroyu kullanıyorsanız, o merdivenler gerçek bir egzersiz sizin için... Bütün gün işte yoruluyorum bir de merdiven mi çıkacağım diye düşünmeyin. Çünkü o size zamanla daha zinde olmanıza yardımcı olacak. Akşamları alın kulaklığınızı, müzik dinleyerek kapınızın önünde yürüyün zamanla enerjinizin artığını göreceksiniz.
Bunun dışında gazlı içecekler, unlu ve şekerli gıdalar, rafine ürünler böbrek taşlarının oluşumunu arttırdığını okudum. Size tavsiyem bu yazıyı okumaya niyet ettiğinize göre sağlığınız önemli ve sağlıklı yaşamak istiyorsunuz o zaman bir iyilik yapın kendinize. Gazlı içecekler, şekerden uzak durun, rafine ürünleri bırakın. Meyve sularını tüketmeyin. Kendi sıktığınız değil, gidip aldığınız meyve suları çünkü çoğu aslında sağlıklı olduğunu düşünüyorsunuz ama size çok zarar veriyor. Ben sigara bırakır gibi gazlı içecekleri bırakmış bir insanım. 6 sene oldu içmiyorum ve onları bıraktıktan sonra 10 yılın üstünde tükettiğim sigaramı bırakmak daha rahat oldu. Kendiniz için bunu lütfen yapın. Bu arada sabahları tost ile gazlı içecek tüketen bir insandım, o kadar bağımlıydım. Bu ürünler  sadece kum, taş değil bütün vücudunuza zarar veriyorlar. Aslında bu işin özü basit. Doğada olmayanı tüketmeyin çünkü biz de doğanın bir parçasıyız. Ama meyve suyu doğada var diyorsunuz değil mi. İçindekileri okuyun, içinde olanlarda doğada yoksa o zaman içtiğiniz doğada yok. En basitinden şeker var, şekersizse koruyucu maddeler var. Bizim vücudumuz doğada olan her şeyi tanımlıyor, ağzınıza koyduğunuz anda sindirim başlıyor ve ona göre enzim salgılıyor, asit oluşturuyor ve sindiriyor. Ama doğal olmayanları tanımlayamıyor ve sindiremiyor. İşte sistem burada bozulmaya başlıyor. Ama yukarıda dediğim gibi içinde ne olduğu çok önemli. Şeker kimyasal bir şey o zarar veriyor bize. İçinde şeker oldu mu artık doğal değil. Hayatınızda kendinize bir iyilik yapın ve doğada olmayanları tüketmeyin.
Bunlar dışında size bir diğer önerim sabahları uyanınca bir bardak ılık suya yarım limon sıkıp içmeniz olacak. Limonlu su kum ve taş gibi sorun için tam bir mucize olmuştur bende. Hatta bunun düzenli yapmanızda da fayda var. Her sabah uyanınca içeceğiniz limonlu su size aynı zamanda vücutta yağ yakımını da hızlandıracak. Forma girmek istiyorsanız bu sizi mutlu edecek. Sindirim sistemini de hızlandırıyor. Tuvalet sorunu yaşayanlarda faydasını görecektir.  Bunun dışında vücudunuz c vitamin alacağı için güne zinde başlamanıza yardımcı olacak. Uzun zamandır sabahları ilk yaptığım limonlu su içmek benim ve her anlamda faydasını gördüm.
Bunun dışında size bir başka önerim çörekotu yağı içmeniz. Ama lütfen organik alın. Ne yazık ki yağlarda sahtekarlık çok oluyor. Sizin çörekotu olarak aldığınız, aslında pamuk yağı ve bir kaç yağın karışımı olabilir. İçinde azıcık çörekotu yağı koyup, diğer yağlar ile karıştırıp satıyorlar genelde. Onun için organik sertifikalı bir çörekotu yağı almanızı tavsiye ediyorum. Sabahları yarım tatlı kaşığı içmek sadece kum için değil bir çok yararı var ama kum ve taş içinde size yardımcı olacaktır. Bu arada bal ile karıştırıp da içebilirsiniz.( 1 kaşık balı yarım tatlı kaşık çörekotu ile karıştırıp içebilirsiniz.) Çörekotu yağını ben en çok bağışıklığı kuvvetlendirdiği için seviyorum ama onun için özel ve tek bir yazı yazacağım çünkü faydalarından bahsetmeye değer :)
Kum dökerken bir de pancarın çok faydasını gördüm. Vücudu bu kadar temizleyen, kum dökmesine bu kadar yardımcı olan başka bitki tanımıyorum. Pancar zamanı sık sık tüketmenizi öneririm. Var olan kum taşların büyümeden vücuttan atılmasına yardımcı olacaktır. Her sebzeyi zamanında tüketmenizi öneririm. O zaman da o bitki büyüyor, yetişiyorsa size o dönemde daha faydası olacaktır. Pancar dönemi başladığında ben kendimi temizlemeye alıyorum. Pancarı hem salata olarak rendeleyip sirke, limon yağ koyup da tüketiyorum, hem de sıkıp meyve suyuna koyuyorum. Mesela sabahları kahvaltı yerine taze sıkılmış meyve suyu çok faydalı. Meyve suyunda size bir tavsiyem daha olacak; Bardağın 4 de 3 meyve suyu, 4 de 1 su koymanız. Bu sindirimi kolaylaştıracak. Bir de havuç suyu koyduğunuzda az saf zeytinyağı koyun. Zeytinyağı, havuç suyunun vücudun emilimini artıracaktır. Ben en favori meyve suyum; Yeşil elma, havuç ve pancar. Sabahları kahvaltı olarak bunu içiyorum. Vücudunuzu temizlenmesine yardımcı olacak. Bir de taze zencefil bulursam çok az ondan da sıkıyorum. Yalnız taze zencefil yoğundur, onun için çok küçük miktar bile yeterli olacak. Halsiz olanlara da tavsiye ederim taze zencefili. Kum dökme problemi olduğunda veya ilkbahar, sonbaharda 1 hafta bu şekilde beslenebilirsiniz. Sabahları aç karnına önce limon suyunuzu içip 10 dk sonra çörekotu yağınızı içip sonra güzel bir elma havuç ve mevsimindeyse içine pancar ekleyip bunu içmek gerçekten vücudun temizlemede çok etkili oluyor. Öğlen de salata yiyebilirsiniz. Bir de akşam hava kararmadan akşam yemeğinizi yemiş olmanızı öneririm. Hava karardıktan sonra artık yemek yemeyin. Vücut saat 10 dan sonra kendini temizlemeye alıyor, siz ona yemek gönderirseniz kendini temizleyemiyor.

Bir de maydanoz tüketmenizi öneririm. Özellikle belli zamanlarda nasıl yukarıda size beslenme önerisinde bulundum meyve suyu yerine maydanoz suyu içebilirsiniz. 1 hafta buda kum ve taş gibi sorunlarda yardımcı olacaktır. Aynı zamanda maydanoz karaciğeri de etkili şekilde temizliyor. 10-15 sap maydanozu alıp ılık su ve limon ekleyip rondodan geçiriyorum daha sonra süzüp içiyorum.

Bunun dışında bir-iki bardak kiraz sapı ile yapacağınız bitki çayını tüketebilirsiniz. Ya da mısır püskülü öneriyorlar. Bir de ısırgan yaprağını bitki çayı olarak içebilirsiniz. Isırgan yaprağı da ara ara içmeyi sevdiğim bir bitki çayıdır. Bağışıklık sistemini çok ciddi güçlendiriyor. Zeytin yaprağı ile ısırgan yaprağını karıştırıp belli zamanlarda içebilirsiniz. Özellikle grip salgınlarından çoğu zaman korumuştur beni:) Isırgan yaprağı kum ve taş dökenlere de öneriyorum.

Bunları yapmanız için illa kum dökmeniz veya taş düşürüyor olmanız gerekmiyor. Şunu da tekrardan belirtmeden geçemeyeceğim; Ben doktor değilim sadece kendi hayatımda deneyimleyip, araştırıp kazandığım yaşam biçimini sizinle paylaşıyorum. Bunlar benim ve ailemin yaptıkları ve hayatımızda çok faydasını gördük. Bu şekilde beslenerek vücudumu temizliyorum. Bu yaşam biçimi bizim için.  Özellikle ilkbahar veya sonbahar dönemlerinde rahatsızlığım olmasa bile kendi vücudumun kedisini yenilemesi için ona fırsat vermeye çalışıyorum. Ben çok faydasını gördüm umarım sizde görürsünüz. Bir sonra ki yazıda görüşmek üzere.

5 Haziran 2016 Pazar

Merhaba

Evet ilk yazımı yazıyorum size.
Aslında blog tutma fikri ilk olarak hiç tanımadığım markette sohbet ettiğim birinden geldi, daha sonra yakın arkadaşlarım da 'bu hayatındaki yaptıklarını bloğa yazsana' diye bana aynı fikir verince, ben de bir ben eksiktim bu dünyada deyip, sonunda kişisel blogumu açtım. Beni tanıyan tanıyor ama internetten yazımı bulup okuyanlar ve 'bu da kim? ' diye düşünenler için; hem kendim, hem de blogumda yazacaklarım hakkında ufak bir özet geçmek istedim.

30 yaşında, sanırım organik hayat ile hafif kafayı bozmuş, spor delisi, hayatı ve yaşamayı çok seven, 'Pollyanna bile benim kadar pozitif midir acaba? '  diye ciddi ciddi düşünen, mutlu olan ama her şekilde mutlu olan biriyim. Bunun yanı sıra İkizler Offroad Takımının co-pilotuyum ki sanırım anlatmayı en çok sevdiğim yanım da bu:) Türkiye Trial Şampiyonasında yarışan ilk ve hala tek kadın yarışçı olma gururunu yaşayan, 2014 Türkiye Co-pilot İkincisi olmanın yanı sıra, katıldığım bir çok yarışta da birinci olmanın mutluluğunu yaşayan, 'Sen kızsın bu kadar zor bir yarışta yarışamazsın' diyen erkekleri takmayıp, yarışıp, başarılı olan bir kadınım. Sadece co-pilot olarak değil pilot olarak da katıldığım yarışta derecem bulunmaktadır. Doğaya olan sevgim offroad ile birleşince çamurdan mutlu olan bir insan oldum:) Ama, organik hayat benim için buradan başlamadı;

2008 yılında 13 yıldır yaptığım spor  olan hentbol'u bırakıp, devamında 14 kilo aldıktan sonra ' Ben ne yapıyorum bu gidiş nereye? ' deyip, daha sonra hayatımdan bütün fast food'u silen, sigarayı bırakır gibi cola'yı bırakıp sonra Eşimin ailesinin organik hayata gecmesi ile kendini bu hayata doğru sürüklenirken bulan ve sonunda bunu yaşam bicimi haline getiren  biriyim. Biliyorum insanlar yüzüme söylemese de bazen bana (aslında bize yani bütün aileye)  'deli' gözü ile bakıyor. Ama organik hayatın içine girdikçe öğreniyorsunuz, öğrendikçe biz ne yiyoruz? Ne içiyoruz? ne sürüyoruz? diyorsunuz ve daha sonra bazı sektörlerin insan sağlığını hiç düşünmediğini; düşünmeye ve görmeye başlıyorsunuz. Öğrendikçe bütün bunlardan uzaklaşmaya ve daha mutlu, sağlıklı bir hayata kavuşuyorsunuz. İşte ben de bu sebepten ötürü, doğal yaşam ve organik beslenme konularında farkındalık yaratma düşüncesi ile yazılar yazmaya karar verdim. 

Yukarıda da yazdığım gibi eşimin ailesi bulaştırdı bu yaşam tarzına beni, Onlar hayatlarında ki kimyasalları çıkarmaya başladıkları zaman, başta 'aman abartıyorlar' diyordum. O kadarcıkla bir şey olmaz diye düşünüyordum. Bizimkiler sağlık nedeni ile bu hayatla tanıştığı için, onlar katı bir şekilde başladı organik yaşama ama ben onları izleyen ve takip eden biriydim. Mesela parfümüm olmadan yaşayamam diyordum. Bu konuda da ciddiydim. Beni yıllardır sürdüğüm ve süreceğim parfümümden hiç bir güç ayıramazdı! Yok kimyasal varmış, yok parfüm kokusu insan sağlığına söyle zararlıymış! Abartmıyorum hiiiiç umrumda değildi.  Ama bedenimin umrundaymış! Acı gerçek ile bir kaç sene sonra karşılaşacaktım. Yok, size öyle uzun uzun, burada 'parfüm şöyle zararlı! , yok ' böyle zararlı ' diye kafanızı şişirmeyeceğim. Ben sadece sağlıklı yaşamaya başladım, organik beslendim, kimyasallardan uzaklaştım, vücudumu temizledikçe parfüm ile yaşayamamaya başladım. Bu duruma direndim, bırakmamak için savaş verdim ama şu anda aşık olduğum parfümümü koklayınca veya sıkınca başıma şiddetli bir ağrı saplanıyor ve kullanamıyorum. Üzülüyor muyum hayır çünkü bana olan zararını anladım. Bazılarınız inanmakta zorlanacak ama tabii ki ter kokmuyorum. Çünkü ter için de organik çözümler var. Mesela her gün koltuk altınıza ter kokmayayım diye sıktığınız deodorantların sizi daha çok göğüs kanserine yaklaştırdığını biliyor muydunuz? Ciddi araştırmaların sonucu bunu gösteriyor. Deodoranta bulunan paraben meme kanserinin en büyük nedenlerinde biriymiş meğerse. Siz terlememek ve kokmamak için sürerken, o sizi hızlı bir şekilde göğüs kanserine sürüklüyor aslında. Bunun başka sağlıklı yolları varken o deodorantları kullanıp kanser riskini artırmaya değer mi? 

Sadece parfüm değil hayatımdan çıkan. Evimde kullandığım temizlik için o deterjanlar, kıyafetler için o çeşit çeşit kullanılan kimyasallar, bulaşık için kullanılan temizlik malzemeleri, bütün bunlar artık hayatımda yok ve inanın evim tertemiz, hem de tam anlamı ile! Bunlar için daha insan sağlığına zarar vermeyecek yollar var. Tabii ki sadece temizlik konusundan bahsetmeyeceğim, aslında blog yazmak istememin nedeni mutfak :) Yani doğal ve sağlıklı beslenme....

Şekeri hayatımdan çıkaralı o kadar uzun zaman oldu ki. Bir de ben! Çayımı 7-8 şeker içerden ben:) Ama şeker o kadar zararlı ki insan için. Eeee ne yapacağız? Mesela özellikle anneler sevebilir bu şeker çözümünü. Şeker yerine mesela  hurma suyu diye bir şey var. Şekerden de çok daha sağlıklı ve çok daha güzel. Tatlı mı istiyorsunuz en güzeli hurma suyu kullanmak. İster hurma suyu diye satın alabilirsiniz, ister hurma suyunu siz de yapabilirsiniz. Veya elma konsantresi var, onu da kullanabilirsiniz. Bunun yanı sıra bal var ama öyle marketten sözde bildiğiniz markaların balından bahsetmiyorum. Balda da o kadar çok kandırmalar varmış ki hakiki bala ulaşmak için verdiğimiz mücadeleyi üreticiler görse, bize acır insan sağlığınla oynamaktan vazgeçerlerdi herhalde. Arı yetiştirmeye kadar gitti bizim bu bal sevdamız ama ilk kovana karınca basması ve eşek arılarının, bizim güzel bal arılarının kovanına saldırması sonucunda bizim arıların kaçması ile son buldu maalesef arıcılık deneyimimiz.  Biz de elimizde ki boş kovanlarla kala kaldık:) Bu konuda ben artık organikten şaşmıyorum. Ürünün üzerinde organik belgesi varsa ve firmaya da güveniyorsam alıyorum. İyi bir bal tatlılarınız için en güzeli olacaktır. Bunun yanında hala uzun yıllardır şeker kulanmasam da yine de çayımı sadece içemiyorum. Kolay değil 7-8 şekerden, şekersiz çay içmeye gelmek. Ama şeker de koymuyorum, çayımı tatlandırmanın en güzel şekilde bal ile tatlandırıyorum.

Bunun dışında 8 yıldır, sağlıklı olarak yaşadığım hayatımın içinde bildiklerimi buradan paylaşmak istiyorum. Hangi bitki çayını ne zaman içiyorum? Hasta olduğumda ne yapıyorum? Bağışıklık sistemimin güçlü olması için nelerden yardım alıyorum. Öksürük için en güzel tedavinin ne olduğunu, antibiyotik yerine ne kullanmak gerektiğini, grip olduğunuzda ilaçsız nasıl geçeceğini. Bütün bunları size anlatmak istiyorum ve tabii ilk denemelerimin komiklikleri de yanında olacak. Belki resimleri de bulurum arşivimden ve yazılarıma eklerim. Ya da  yoğurt, ekmek, peynir tariflerimi. (Bu arada evde yaptığınız ekmeğin tadı hiç bir şey gibi olmuyormuş. Bu arada benim  o kadar vaktim yok demeyin çünkü çok vakte gerçekten gerek yokmuş. Onceden yapıp buzluğa da atabilirsiniz ama en güzeli haftada bir gün ekmek yapmak bence.) Denediğim güzel tatları, mevsim meyvelerini, kullandığım organik ürünleri ve ekim dikim de olduğu için bizim ailede :) Ufak bir tarlamız var ve sonunda kendi sebzelerini yetiştirmekte buldu bizimkiler çözümü :) Dedim size, işin sonu biraz deliliğe gidebiliyor ama seviyoruz. Belki bu şekilde bizim gibi bu hayattan mutlu olacak olanlara buradan yazdığım yazılar ile yardımcı olabilirim. Kendi yaşam tarzımda yaptıklarımı sizle paylaşmaktan mutluluk duyacağım. Umarım sizler de bunu okumaktan mutlu olursunuz ve umarım hayatınızda belki bir şeyleri değiştirmenize ufakta olsa katkım olur. 

Bu hafta içi olaya en güzeli olan mutfaktan başlayıp sizinle diğer yazılarımı buradan paylaşacağım 

Gevher Karacabey